FELAKETLERIMIZ VE QEWLLERIMIZ

Bexşî Günay

bexsi_guenay@hotmail.com

Değerli okurlar, bu ara bana gelen E-Mail´ler genellliklede Êzidilik inanciyla ilgili E-Mail´lerdır ve en fazla sorulan soru Êzidilik inancında Kiyametin ne olduğu ve kiyametin ne zaman geleceği yönündeydi ve çoğuda türkçe gelen E-Mail´lerdir onun îçin bende bu yazımı türkçe yazdım.

Kiyamet yaklaştı mı, yaklaşmadı mı? Kopacak mı, kopmayacak mı? Kiyametin büyük ve küçük alametleri nelerdir?... türünden soruların cevabını ancak bizi yaratan bilir. Benim bu konuyla ilgili vereceğim cevap Êzidilik inancının Felsefesini olusturan Qawl´lerde buyrulan ve gözle görülen kulakla duyulan bazi gerçeklerdir.

Yaşlanmak ve yıpranmak kaçınılmaz bir gerçek ve ölüm de mecburidir. "Her canlı ölümü tadacaktır." bizim fertler olarak kiyametimiz de çok yakındır. Her yüz yılda dünya yeni yüzlerle karşılaşır.

Bir önceki yüz yildan hemen hiç kimse kalmamıştır. Bu gerçeklerden yola çikarak evrendeki bozulmanın nedenleri mutlaka araştırılmalıdır.

1- Insanın beden ve ruh sağlığının bozulma nedenleri nelerdir? Ne gibi tedbirler alınarak bozulma önlenir ve insanın mutluluğu nasıl sağlanabilir?

2- Sosyolojik bozulmaların, ihtişamli medeniyetlerin tefessüh etme ve yok olmalarının nedenleri nelerdir? Ne gibi tedbirler alınarak bozulma önlenebilir? Dünyanın huzur ve mutluluğu nasıl daimi kılınır?..

Insan yaratılmışların merkezidir. Diğer varlıklar onun etrafındaki hâleler gibidir. Kainatta imar ve yıkım adına ne yapılıyorsa genel sorumlusu insandır, çünkü onun nefsine "Qencî" ve "Xerabî" da ilham edilmiştir. Bu iki kelime insanın bütün güzelliklerinin ve çirkinliklerinin de özetidir. Diğer canlı ve cansızlarla ilgili olarak Qawllerimizde, onların Xweda'nın birer ayeti olduğunu, yüce kudretinin eseri olarak verilen görevleri harfiyen yerine getirdiklerini ve baş döndürücü bir ahenk içinde hareket ettiklerini birçok qawl´de uzun uzun anlatılır.

“Gerçek şu ki, göklerin ve yerin yaratılmasında gece ile gündüzün artarda gelişinde, insanlara yararlı şeylerle denizde yüzen gemilerde, Xweda'nın yağdırdığı ve kendisiyle ölümünden sonra yeryüzünü dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten sebeqeler vardir.” (Qawlê gamasî)

Qawller insandan da bu sebeqeleri tahrip etmemesini onların dengelerini bozmamasını önemle ister.

"Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir. Bitki ve ağaç (O'na) dua safı tutmaktadır. Göğü Xweda yükseltti ve tabakayi yerleştirip koydu. Sakin mizanda (tabakada) haksızlık ve taşkınlık yapmayın. Tartıyı adaletle tutup doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın." (qawlêafirandina Cîhanê)

Bu gibi sebeqeler göstermektedir ki insan, Yüce Yaratan'ın ifadesiyle, saymaktan dahi aciz olduğu nimetlerin içindedir.

"Iman edip salih amellerde bulunanlar için bıhışt bir konaklama yeridir. Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler. De ki:

“Tawisî Melek´in sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa ve yardım için bir benzerini (bir o kadarını) daha getirsek, Tawisî Melek´in sözleri tükenmeden önce, elbette deniz tükeniverirdi.” (Qawl û beyt)

İnsan olarak bu hayatta da ahirette de essiz bir sanat eserinin, muhteşem bir teknolojinin, harika bir organizasyonun konuğu hatta başrol oyuncusuyuz. Bu sahne bu dekorlar hep bizim için hazırlanmıştır. Bizim başarımız hem bu sahneyi (dünyayi) hem de ikinci sahneyi (Axret) aydınlatacak ve şenlendirecektir. Bizim hüsranımız hem bu dünyamızı hem de axretimizi felaket edecektir.

Bu muazzam sistemin konuğu olan bizler de maksatsız, başı boş ve mihmandarsız bir ziyaretçi değiliz. Ziyaret sebebimiz gayet açik ve nettir.

“Ben, cinleri de, insanları da, yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.

Ben, onlardan bir rizik istemiyorum ve ben, onların beni doyurup beslemelerini de istemiyorum. Hiç süphesiz, rizik veren, O, metin kuvvet sahibi olan Xweda´dir.”(Qawlê Çarşema sor)

İnsanın görevi Xweda rizasını kazanmak, en güzel isim ve sifatların gerçek sahibi Xwedayê mezine layik bir Avd olmaktır.

Depremleri, Savaşları, Tsunamilerı, tayfunları,vb. olayları değerlendirirken olayları hemen maddî ya da manevî bir boyuta taşıyıp konuyu esasından çikartmak insanlarda genel reaksiyon haline gelmiştir. Madde gözlüğünün numarası yüksek olanlar her şeyin nedenlerini tabiatın dizaynında ya da maddelerinin özelliklerinde ararlar.

Bir kısım ise, "Xwedê belâlarını verdı zaten onlar şöyle, şöyle yapiyormuş... v.s." şeklinde çözümden uzak konuların içerisine girerler. Bu sistemin bir yaratıcısı olduğu asla unutulmamalıdır. Unutanlara hatırlatınız ki en az sizin yaptığınız yorumlar ve ilmî(!) değerlendirmeleriniz kadar Xweda'nın da açiklamalarına, öğütlerine ve sebekalarına ihtiyacımız vardır.

Bütün kainat ve kainattaki olaylar Xweda'nın isimlerinin kelimeler halinde ortaya çikmiş şekilleri, yani ayetleridir. Bu sebeqalerına bazen kayadan devenın çikması olur, bazen 300 yıldan fazla mağarada kalmak olur, bazen iki ordunun karşilaşmasi olur, bazen yerler ve gökler olur, bazen gözümüzün önün de canlanip çiçekler açan ölü toprak olur, bazen tsunami olur, bazen de bizzat kendimiz sebeqa oluruz.

"Xwedamız tek bir Xweda´dır, O'ndan başka xweda yoktur. O, xof ile Rahm´dır. Hiç şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini kovalamasında, insanlara yararli şeyler ile denizde yüzen vapurlarda, Xweda'nın gökten su indirip onun aracılığı ile ölü yeri dirilterek üzerine her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde, düşünen bir topluluk için birçok sebeqalar, deliller vardır.

İnsanlar arasında Xweda'ya çeşitli eşler koşanlar ve bu koştuklari eşleri Xweda'yı sever gibi sevenler vardir. Oysa müminler en çok Xweda'yı severler. Zulmedenler, azabi gördükleri zaman bütün kuvvetin Xweda'da olduğunu ve Xweda'nın azabının ağır olduğunu anlayacaklarını keşke şimdiden bilselerdi!

Etrafa hayvan gibi bakmayan, gözleri önünde gece gündüz işleyip duran büyük kainat sistemini akıllıca bir gözleme tabi tutan, önyargılarla, inatçılıkla körelmemiş bir kalbe sahip kimse gözünü açınca hakikate işaret eden birçok sebeqaları görebilir. Böyle bir kimse, kainatın Mutlak Kadir ve Mutlak Hakim olan tek bir Varlık tarafından yönetildiğini görecektir. Bu bakiş açısı da onu doğru yoldan saptırmayacaktır. İnsanlar tarafından bu Hakk'a aykırı olarak, Xweda'nın yarattıkları ile ilişkisi hakkında icat edilen tüm teoriler yanlıştır. Bunlar üzerine kurulan hayat tarzları da sonuçta insanlığı hüsrana götürmüştür.

Depremler, Savaşlar, Tsunamiler olur. Havanın, suyun tadı kaçar. Bu durum kendi ellerimizle kendi başımıza ördüğümüz insanlığın ortak çorabıdır. "Ellerimizle kazandıklarımız sebebiyle karada ve denizde fesat çıktı."

Kınanacak kimse yoktur. Kendimizi, insanlığı kınamalıyız, diğer canlılardan özür dilemeliyiz. Xweda'nın bıhışt misali bu mekanına layik kul olamadığımızı kabul etmeli ve hemen imanımızı tazelemeliz, yeniden salih amellere sarılmalıyız. Unutmamalıyız ki inançlar doğru olsa da hareketler yanlış olursa felaketler gelir, inanan ve inanmayan diye de ayrılmaz.

Yanlış herkes için yanlıştır ve yüce adalette hiç kimse torpilli değildir. Hemen Xweda'nın belâsıdır deyip geçivermek maneviyata hakaret olur. Xweda kullarına kendilerinden daha merhametlidir, onları üzmek istemez ve onlara zulmetmez. Bir mazlum müminin feryadından arşı titrer. Önce kendimize, insanlığımıza bakmalı, yapmamiz gerekenleri yapıp yapmadığımızı tekrar gözden geçirip sorunlu değil sorumlu bir kul olmalıyız.

Helak olan kavimler incelendiğinde görülecektir ki helak sebepleri kişilerin isimlerinin ya da sıfatlarının Nemrut, Ferhun, Haman ve Karun v.b. olmaları değildir. Inkarcılar imansızlık, ahlaksızlık, inananlara karşı baskı ve zulüm uygulama sebebiyle; şayet içlerinde inananlar varsa onlar da kötülüklere karşı koymamaları, hakkı söylemek ve yapmadaki korkaklıkları,tembellik ve nemelazımcılıkları nedeniyle helak olmuşlardır.

Helak olan kavimler, yanlışlarda israr etmek ve uyarıcılara kulak asmamak, Xweda'ya başkaldırmak, O'na ortak kosmak, yeryüzünde haksız yere büyüklenmek, insanların mallarını haksızlıkla yemek, cinsel sapmalara ve azgınlığa yönelmek gibi yüz kızartıcı ve utanç verici suçlara dalmaları sebebiyle helak olmuş kendi sonlarını getirmişler; içlerinde bulunan bir kısım muminler´de bu kötülüklere güçleri yettiği ölçüde elleri, dilleri ile müdahele etmedikleri veya bunları yapamiyorlarsa kalpleri ile bile feryat etmedikleri için onlarla beraber helak olmuşlardir.

Gav bi Gav Warê Êzîdîya>>> Adim Adim Êzîdîlerin Yurdu>>
HUNERMENDÊN ÊZÎDÎ
NIVÎSKAR
WEBHOSTING
PASIN (REKLAM)
HEVPEYVÎN
LÊKOLÎN
NAVDARÊN ÊZÎDÎ

Tekilî (Kontakt)